Zaman ve Beklemek
Her şeyin bir zamanı vardır...
Klasik bir söylem. Söz bulunmayınca bir joker gibi kullanılabilecek bir durum. Acil durumlarda çekilebilecek bir el freni, söylenebilecek bir durum bulunmadığı zaman atılacak bir can simidi.
Aksi durumu düşünüyorum şuan, her şey için bir zaman yoktur. Doğru zamanı olduğunu nasıl anlayabiliriz ki ya geç kaldıysak?
Yada erken davrandıysak?
Çok geç kaldıysak? Pişman olursak?
Bu durumu nasıl çözebiliriz bu soru işaretlerini nasıl kaldırabiliriz.
Gelin ben size bir yol önereyim. Bu sözü ortadan kaldıralım ve hiçbir şeyi ertelemeyelim. Sevdiğim bir söz var; ‘geçmiş zamanı kimse sana geri veremez’. Bunu ilk duyduğum da bir arkadaşımın omzunda ağlıyordum. Gerçekten etkilenmiştim.
Hiçbir şeyi ertelememeliyiz. Hayatı bir kere yaşıyoruz. Başka bir hayatımız yok. Başka bir ben yok.
Bir daha 18 olmayacaksın ikinci defa 20. yaşına basmayacaksın… Bir insan iki defa âşık olmaz. Eğer bir kez aşık olduysan ikinci defa olmazsın. Bir insanın başka bir benzerini tanıyamazsın. Aşk başaracaktır.
Bazı şeyler için zamanın geçmesini bekliyoruz. Beklediğimiz zaman gelince de hayallerimizde ki gibi olmuyor. Pek ya sonra? Geçen o zamanını boşa harcamış olmuyor musun? Yada harcanması mı gerekiyordu. Neden bekleriz neyi bekleriz ki…
Tamam, itiraf etmeliyim artık. Bende zamanın geçmesini bekledim. Bu yazıyı yazmak için bile bekledim. Bazı şeyler içinse hala bekliyorum. Umut beklemeyi besleyen temel faktördür.
Beklemek, zamanın geçmesi bir sabır işidir. İnsan sabrını, duygularını, hatta kendisini bu durumda sınar ki, emin olsun…
Yaşanması gerekiyordu yaşandı, yaşanmalı da hayat yaşanacak kadar aşık olunacak kadar güzel…
Şuna inanıyorum hiçbir zaman mutluluk ertelenmemelidir. Uygun zamanın olduğunu kimse bilemez. Pişman olmak bir sonuç da değildir. Hayatta mutlu olmak için yaşıyoruz. Zamanı boşa harcamamalıyız. Herkes e tek dileyim şudur. Mutluluğu ertelemeyiniz. Yoksa her şey için çok geç olabilir…
SEMİH ATİK
12.05.2011
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
YAZARLAR
Seçme Haber
| Çık, Çıkabilirsen İşin İçinden… |
|
| Devamı... |


60’lı yılların ortalarında (ki 27 Mayıs 1960 sonrasında askerin, yönetime karışmasıyla gerçi ne değişti ?... MENDERES gitti DEMİREL geldi, 12Eylül 1980 sonrasında da DEMİREL’in gidip, ÖZAL’ın gelmesi gibi…Ne fırıldaklar dönmekte sürekli Asker-Hükümet işleri ve ABD arasında ?...
